« Önceki |

14/4/2009

SÖZDE ERGENEKON DAVASI

Hani her şeye sözde demeyi severiz ya biz... Aslında "yok lan öyle bir şey " demenin kibar yoludur. Mesela ermeni soykırımı değil sözde ermeni soykırımı deriz. işte onun gibi bir şey bu da... yok lan öyle bir şey diyemiyoruz, mazallah bizi bile içeri alırlar diye... Onun için sözde ergenekon davası diyoruz.

Bir kere
Ergenekon dava falan değildir : 

(bkz: ergenekon destanı)

İkincisi özde değil
sözdedir. Çünkü içeri alınan kişilerin ortak noktaları sadece muhalif olmalarıdır. Ha bir de darbe falan yapacaklardı diyorlar... iddia aynen şu : 

150 kişilik bir ekip oluşturan Hurşit Tolon Paşa resmi kıyafetleriyle birlikte meclise yürümeye başlayacaktı. akabinde oraya gidene kadar bu grup onbin kişi evet yanlı okumadınız onbin kişi olacaktı... işte bu esneda 150 kişilik grup silahlarını çıkaracak, kalpaklarını takacak ve meclise gireceklerdi... şimdi soruyorsunuzdur kesin " meclis yol geçen hanı mı nasıl girecekler ? " onun içinde plan şuymuş : hurşit tolon ve emekli generalleri gören askerler geri çekilecekmiş, rahatça içeri giren grup meclise girerek hükümeti devirecekmişşşşşş...

Evet hikaye çok güzel... 150 kişi ile darbe yapmak istemişler... 150 kişi ile darbe nasıl olur çok merak ediyorum. Acaba
Türk Silahlı Kuvvetleri, TBMM'ye yapılan bu saldırıya sessiz kalacak mıydı ?

Neredeyse 80 milyon nüfusu olan ülkede 150 kişi darbe yapacaktı... İddia bu bir şey diyemiyoruz. Keza onlarda bir şey diyemiyor çünkü gizli tanıklar ve
tuncay güney'den başka delilleri yok. Bizler ise gizli tanıklar var mı onu bile bilmiyoruz, hayal mahsulü olma olasılıkları nedir ? Ortada ne kalpaklar var, ne silahlar... 

Ha onunda kılıfı var ! bunun üzerine
Ümraniye'de bombalar, kazılarla silahlar buldular. Kazılar için gerekli krokileri "elleriyle koymuş" gibi buldular, nokta atışı kazdılar, buldular...

Dalga dalga geldiler... 12 dalga yaptılar... Yani 12 kere dalga geçtiler... 2 ayda bir dalga geçiyorlar... Peki bu iki ayda bir ne oluyor ? Gündem iki ay boyunca hangi konularda yoğunlaşıyor ki bir anda bir dalga çıkıyor :

Orada neler oluyor ? 

+
Deniz Feneri dosyası tozlandı, 

+
Gemicikler çalışıyor, 

+
Altın şirketleri tıkır tıkır işliyor,

+
Ali Dibolar cirit atıyor

Diğer yandan : 

+
Ulaşım zamları belimizi büküyor, 

+
Çiftçi kan ağlıyor, 

+
Topraklar satılıyor, 

+
Doğalgazda oyunlar oynanıyor,

+ Borç kapanacak diye
stratejik kurumlar ve fabrikalar satılıyor ama borç kapanmıyor...

Dışarıda ne oluyor ?

+
Ermenistan gibi bir devletle masaya oturuluyor Azerbaycan küstürülüyor, 

+
Kuzey Irak'ta bir çapulcu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın ardından " Türkiye kürdistan'ı tanıdı" diyor kimsenin sesi çıkmıyor...

+ Vatandaşın ümüğünü sıkıp vergi alan maliye bakanımız dış borcu kapatamıyor, hala imf kapılarında el açıyor.

+ Birileri
davos fatihi oluyor, Rasmussen ise NATO Genel Sekreteri oluyor.

Birileri ise
Ergenekon diyip göbek ata ata milleti, devleti soyuyor... Göbek ata ata diktatörlüğünü ilan ediyor.

Pardon olay Yargıtay'a intikal etmiş durumda onun için bir şey diyemiyoruz susuyoruz... İyi çalışmalar sayın pek saygı değer savcımız...

18/11/2008

Issız Adam

Metropol yaşantısına alışıldık bir bakış açısı. İnsanın yalnızlığı, yozlaşmışlığı, aşkı sevgiyi unutmuşluğu... Alışmamış olan bunu hatırlaması ve sonrası... Sonrası acı veren bir dram...

Filme girmeden önce filmin klip havasında olacağını tahmin ediyordum. Zira yanılmadım, şarkılar eşliğinde ilerleyen filmin ilk yarısı geçmek bilmedi benim için. Ancak bu filmin ilk yarısı kötü demek değil. Aksine ilk yarısıda güzel diyaloglar ve empatilerle dolu.

Çağan Irmak'ın mizah anlayışı yine güldürmeyi başarıyor. İlk yarıda diyaloglarda doğallık hat safhada.

Çağan Irmak ikinci yarıda ise dram unsurlarını devreye sokuyor. Ancak bu dram düşündürüyor insanı. Anlaşılan bu sefer fazla ağlatmak istememiş. Sadece düşünüyorsunuz, karakterin psikolojisine bürünüyorsunuz...Bunalıyorsunuz...

Ağlatmak isteseydi müzik konusunda Evanthia Reboutsika'dan yardım alırdı kesinlikle. Ancak bu filmde Çağan Irmak alışılmış çalışma kadrosunun dışına çıkmış. Gerek oyuncularla gerek set ekibiyle yepyeni bir çalışma ortamında bu filmi hazırlamış.  

Filmin şarkılar dışında kalan müzikleri aria'ya ait, onlarda gayet güzel.  Ancak şarkılar filme damgasını vuruyor. Film müzikleri pek bir geri planda kalıyor.

Bu filmde bir çok erkek `ıssız` hissedecek kendini.

17/10/2008

Ahmet Altan'ın 16.10.2008 Tarihli Yazısına Açık Cevap !

önce işte o adamın yazısı : http://www.taraf.com.tr/yazar.asp?id=6

Sayın Altan neden yalan haber yapıyorsunuz? Yalan haber yapmak sizin mesleğiniz mi? Saygı duymuyorum sizin meseleğinize ve sizinle meslektaş olmak istemiyorum. Yalan haberlerinize dair hiç bir açıklamada bulunmamışsınız tesadüf mü? Yoksa unuttunuz mu? Her yazınızda halk hesap soracak diye atıp tutuyorsunuz halk sizden hesap soracak asıl ! Sıkışınca her konuda halkın arkasına ne güzel saklanıyorsunuz... Ne güzel atıp tutuyorsunuz olduğunuz yerden... Nasılda Türk Silahlı Kuvvetleri'ni katil yerine koyabiliyorsunuz ? Hayret etmiyorum çünkü sizin karakteriniz budur, tarafınız bellidir !

Sayın Genelkurmay Başkanımızın açıklamalarını niye tersten algılıyorsunuz ? Algılarınız açık mı Sayın Altan ? Yoksa gözleriniz kör kulaklarınız sağır mı oldu ! Bu ülkede bir terör belası var, siz eve giren hırsızı savunuyorsunuz ! Evet aslında şehitlerimizin neden ve nasıl şehit olduklarını değil, ihmalleri yazmıyor, konuşmuyorsunuz bölücü örgütün resmen başarılı olduğunu yazılarınızla ima edip, ortaya koyuyorsunuz !

Halkın arkasına saklanıyorsunuz değil mi ? " aydınım, düşünce özgürlüğü var bu ülkede " şeklinde bağırarak çirkeflik yapıyorsunuz değil mi ? Devlet kurumlarına hiç saygınız kalmadı değil mi ? Bunları açıklayın, açık olun halka karşı, arkamıza geçmeyin zira arkama kimseyi geçirmem ben ! Benim gibi düşünen yüzbinlerce kişi var !

Halka saygı duyuyorsanız gerçekleri anlatın. "neymiş o gerçekler" dediğinizi duyar gibi oluyorum. şu gerçekler neden yalan haber yaptınız ? Orduya karşı bu kin ve nefret niye ! Gazeteniz nasıl kuruldu hangi mihraklardan destek aldı ! Yoksa yastık altı paralarınızla mı kuruldu o gazete ?

Gazeteniz düşünmek taraf olmaktır diyor... Kimin tarafındasınız ? Bakın halkın içinden biri olarak ben soruyorum ! Aynı soruyu Genelkurmay Başkanımız sordu, neden cevap vermiyorsunuz... Bırakın "ben aydınım, düşünce özgürlüğü istiyoruz" laflarını, arkamıza geçmeyin bir kerede !

Siz edebiyattan anlarsınız... Bizde edebiyatı çok severiz... Kanıveririz o süslü laflarınıza... Kanıverirdik belki biraz daha uyusaydık... Uyumuyoruz ! Okuyoruz ! Ne yazdığınızı görüyoruz ! İdrak ediyoruz !

Bende vergi veriyorum bu devlete, bende Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım Türküm ! Sizin dediğinizin tam tersini diyorum, Genelkurmay Başkanına sonsuz yetki veriyorum, bu konuda var mı bir diyeceğiniz ?

Sizin yeriniz size göre doğru. Neden acaba ? Cebinizi doldurduğunuz için mi ? Gazetecilik için mi ? Ha pardon doğru siz gerçekleri yazan bir gazetecisiniz. Hatta bir halkın yanında pardon arkasında duran biri olarak Genelkurmay Başkanına hesap sorma gibi bir eylemde bulunuyorsunuz... bu hakkı kim verdi size ?

Şimdi " Türk Silahlı Kuvvetleri eleştirilemez mi ? " diye bir soru karşımıza çıkabilir. Türk Silahlı Kuvvetleri dogma değildir elbette eleştirilebilir... Ama eleştirileniz niye hep olumsuz ? Niye eleştirileriniz halkın Türk Silahlı Kuvvetlerine olan inancına yönelik ? Niye yapıcı eleştirileriniz yok ? Niye yalan haber yapıp kurumlara saldırıyorsunuz ! Derdiniz ne Sayın Altan ?

Bu yazımda neden bu kadar soru işareti var ? Cevaplarını siz gayet iyi biliyorsunuz, cevaplamanız için var... Çıkın yürekli bir şekilde " evet yalan haber yaptık, asparagas haberin kaynağı bizi yanılttı, bizde bodoslama atladık " deyin çok mu zor ? Gururunuz incir sanırım... Pilavdan dönenin kaşığı kırılır... Sonra habercilik anlayaşınızla sorularınızı yöneltin, ama bölücü örgütü yüceltmeden !

Genelkurmay Başkanımızın açıklamalarından sonra şimdi bu yazıları yazıyorsunuz. Yazınızı büyük bir dikkatle okuduk. Saldırıyorsunuz Sayın Altan ! Teknik direktörlük sandınız herhalde Genelkurmay Başkanlığını, şehitlere yapılan saldırıyıda kendi sahamızda kaybedilen bir maç sandınız ! Şimdi istifaya davet ediyorsunuz Genelkurmay Başkanımızı...

Ağzınızı açıyorsunuz gelişmiş ülkeler, kapıyorsunuz gelişmiş ülkeler... Hangi ülkeler bu ülkeler ? Milliyetçiliğin tavan yaptığı Fransa mı ? Faşistliğin hortladığı Almanya mı? Terör örgütlerine verdiği tavizlerle bölünme noktasına gelen İspanya mı? hangisi bu gelişmiş ülkeler ! ! !

Hayatınızda bir kere Banu Avar'ı izlediniz mi? Kitabını açıp okudunuz mu ? Onun sizin gelişmiş devletler sandığınız ülkeler ile haber belgesel şeklinde yaptığı programı izlediniz mi? İzlemişsinizdir... Doğru ya siz aydınsınız ! Biz karanlıktayız... O programlarda sayın hanımefendi Banu Avar neler yapıyordu ? Bu gelişmiş devletlerin kirli çamaşırlarını gözler önüne sermiyor muydu ? Seriyordu ! Demokratik denen ülkelere demokrasi dersi veriyordu, siz burada aydınım diyip Türk Silahlı Kuvvetlerine hakaret ederken ! Soruyorum Banu Avar ile birllikte hangi avrupa?

Yazıyı bağlamanın zamanı geldi... En zor kısmı burası olsa gerek söylenecek o kadar çok şey varmış ki size, sonuca bağlayamadık gitti. siz olsanız bağlardınız, edebiyat dünyasına hakimsiniz. Merak etmeyin yakında nobel edebiyat ödülüde kazanırsınız o dandik romanlarınız ve erotik hikayelerinizle. (bağladım gitti!)

12/8/2008

KAFKAS SAVAŞI DEĞERLENDİRMELERİM

Forumlarda yazdığım yazılardan oluşan bir derlemedir.

Rusya ABD'yi yer mi , 3. Dünya Savaşı Çıkar mı?

Rusya ve Abd sıcak savaşa girmediler tarihlerinde onun için 3. dünya savaşı ve rus-amerikan savaşı senaryolarını unutun...

Gürcistan bir süredir rus askerlere ve rus hükümetine karşı sert uygulamalarda bulunuyordu, o uygulamalar uluslararsı hukuka sığıyor muydu? silahsız rus askerini pataklamak, zorla alıkoymak yakışıyor muydu? Batılı ülkelere sırtımı dayadım diyen gürcistan şimdi ne yapcak? hangi avrupa ülkesi kınadı hemen işgali? Hiç biri !

Bize özerklik verin diye bastıran avrupa'nın durumunu gördük... Bu gidişle her bir araya gelen topluluk bağımsızlık isterse dünyada savaşlar bitmez, önemli olan bir arada yek pare yaşamaktır... Kosova bağımsızlığını ilan etti, zaten bunun yeni bir bağımsızlık hareketini destekleyeği söyleniyordu. Güney Osetya topu topu 100.000 kişi ! Özerlik için bastıran avrupa nerde şimdi? Gürcü hükümeti üç bölgeye inanılmaz bir serbestlik verdi özerklikle donattı sonucu bu mu olmalıydı? Batı oyunları bunlar batı !

Sorulması gereken soru şu , şaakaşvili avrupa birliği bayrağı önünde cnn international'a açıklama yapıyor, avrupa'ya yakınlaşmak ve nato'ya üye olur rusya'ya kafa tutmak için bölgelerine özerklik veriyor.... Akabinde rusya özerk bölgelerde ayrılıkçı hareketleri destekliyor ve savaş çıkıyor... Sorumuz şu batılı devletler rsuya ile bir gizli anlaşma yapmış olabilir mi? BM duruma ne zaman el koyacak, Tiflis haritadan silindiği zaman mı?

Ayrıca şu kahve geyiklerini bırakalım artık yok rusya abd'yi yer, yok 3. dünya savaşı, yok bilmem ne... biraz donanımlı olalım okuyalım, tarihi bilelim , abd gürcistan yüzünden savaşa mı girecek ? At yarışı mı oynuyoruz rusya abd'yi yer diyorsunuz... ?


Gürcistan'da Devrim ve Soros Etkisi

Gürcistanda yaşanan Gül Devrimi, Ukrayna'da gerçekleşen Turuncu devrim Soros'un ilk devrimleri değildir... Yıllardır başka ülkeler içinde mücadele etmektedir, muhalif güçlere maddi destek sağlamaktadır.2006'da Türkiye ziyaretini unutmamalıyız ! Dünyanın her yerinde devrim süreçlerini desteklediğini söyler kendisi, akepe hükümetinide desteklemektedir ! Akepe kapanınca piyasa alt üst olacak, ekonomi batacak söylentileri soros'a dayanmaktadır ! Soros'un kısaca yaptığı iş yıllardır ülkelere sıcak para akışı sağlar, ekonomiye zirve yaptırır ve bir anda çeker parasını ülkeden ekonomi tepe taklak olur , halk devrim için sokaklara düşer olay bu.

Soros = Amerika ... ABD hükümeti çoğu coğrafyada bu para gücünü yani soros'u kullanır... Türkiye'ye bir yılda 8 milyon dolar bağış yaptı bu isim vakıflar aracılığıyla, bu vakıfları tahmin etmek zor olmasa gerek !

Karadeniz oyunlarını gürcistan'dan ortadoğuyu Türkiyemden, ve son olarak türkmenbaşının ölümü ile asya'yı Türkmenistan'dan yönetmek isteyen Amerika soros silahını daha çok kullanır.

Gürcülerin Bize Ne Faydası Var ?

Kısaca hiç uzatmadan olay şu :

Amerika müttefiğimiz (istemezsekte devlet politası böyle) Gürcüler'de Amerikanın müttefiği, dolayısıyla bizde gürcülerle müttefiğiz. Rusların Türkiye'ye hiç bir yararı olamaz,çünkü aşırı milliyetçi bir tutum sergiliyor rusyanın dış politikası...

Bu durumda gürcüler düşerse, siz her ne kadar  Türkiye'nin gücü yok sanıyorsanızda , ülkemin kafkas etkinliği sona erer. Bizi orta asya'ya açılan tek kapımız gürcistan ! BTC boru hattı stratejik olarak çok önemli ! Rusya özellikle bu boru hattından sonra iyice işkillenip harekete geçti... Olay budur...

Ruslar ve Turizm !

Turist ve döviz gelip geçici kaynaklar... Coğrafyayı ve güçler dengesi göz önünde bulundurularak Stratejik düşünmek gerekir... Bu savaşa Amerika girerse, bizde varız mecburen... Bakınız 1.dünya savaşı osmanlı-almanya dostluğu.

Türkiye ve Nükleer Güç

Türkiye'nin nükeer gücüde, çalışmalarıda vardır. Ayrıca abd sağolsun tarih boyunca bizi füzesiz başlıksız bırakmadı. İncirlik üssünde neler oluyor bilmiyoruz , envanter sayımına izin verilmiyor... Tarihe bakalım birazda :

Ekim Füzeleri Bunalımı, Abd’nin Türkiye’ye sovyetler birliği’nin de küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ile başlayan, Ekim 1962’de dönemin iki süper gücünü karşı karşıya getiren ve dünyayı nükleer savaş tehditi altında bırakan bunalımdır. Söz konusu bunalım “Küba Füzeleri Bunalımı” veya “Küba’da Ekim Füzeleri Bunalımı” olarak da bilinir.

Küba - SSCB ilişkisi her geçen gün kuvvetleniyordu. Amerika yanı başında kominist bir devlet istemiyordu. Sonuç olarak fitilin ateşlenmesi sovyetlerin amerikan casus uçağını düşürmesidir.

Peki Türkiyemiz nasıl bu iki süper güç arasında kaldı?

Sovyetlerin gönderdiği füzeleri yerleştirmeye başlayan küba'yı havadan çekilen fotoğraflar ele verdi. Bunun üzerine füzenin ateşlenebilmesi için gerekli son malzemeler rusyadan gelmek üzereydi. Başkan Kenedy acil olarka küba'nın denizden ablukaya alınması talimatını verdi.

22 Ekim 1962 tarihinde abluka uygulanmaya başladı. Bu sırada, Atlantik Okyanusu’nda seyreden Sovyet gemileri Küba’ya yaklaşmaktaydı. Bu gemiler ablukaya uymadıkları takdirde batırılacaklardı. Khrushchev ilk tepki olarak saldırı değil savunma silahı taşıdığını söylediği gemilerin durması için emir vermeyeceğini açıkladı. Bu durum gerilimi daha da tırmandırdı.

Khrushchev, 27 Ekim 1962’de Kennedy’e gönderdiği mektupta, ABD’nin Türkiye’deki benzer füzeleri sökmesi halinde (ABD 1960 yılında Türkiye’ye Jüpiter füzeleri yerleştirmişti) SSCB’nin de Küba’dakileri sökeceğini, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstereceğini, içişlerine karışmayacağını ve işgal etmeyeceğini belirtmiş ve Küba’daki füzelerin sökülmesinin karşılığı olarak ABD’nin de aynı güvenceleri Küba açısından vermesi gerektiğini eklemiştir.

Başkan Kenedy ise aynı tarihli cevabi mektubunda, Kübadaki füzeler söküldüğü taktirde Küba’ya karşı uygulanan ablukaya son verileceğini ve Küba’yı işgal etmeyeceği güvencesini verebileceğini kaydetmiş ancak Türkiye’deki füzelerin sökülmesi konusunda kesin bir güvence vermekten kaçınarak “Dünyadaki gerginliklerin yumuşaması, mektubunuzda belirttiğiniz öteki silahlarla ilgili olarak daha geniş bir düzenlemeye gidebilmemize olanak sağlayabilir” demiştir


Khrushchev 28 Ekim 1962’da Kennedy’e ikinci bir mektup yazmıştır. Bu mektupta Türkiye’deki Jüpiter füzelerinden hiç bahsedilmemiş ve Kennedy’nin önerilerine sıcak bakıldığı vurgulanmıştır. Kennedy, aynı gün Khrushchev’e bir mektup göndermiş ve sağduyulu kararından dolayı kendisini tebrik etmiştir.
28 Ekim 1962 tarihli mektuplar ve ABD’nin Küba’ya uygulanan ablukayı kaldırmasıyla bunalım atlatılmış oldu.

Khrushchev’in füzeleri sökme kararı NATO’da da rahatlama yaşanmasına neden oldu. Çünkü, 28 Ekim 1962 tarihli NATO Konseyi toplantısında ABD Küba’yı işgal hareketine girişirse Türkiye’nin Sovyet işgaline uğrayabileceği ve NATO’nun savaşa sürüklenebileceğine değinilmişti. NATO Konseyi’ndeki bazı delegeler ABD’den Küba’yı işgal etmeme garantisi istemiş, ABD delegesi ise bu güvenceyi vermekten kaçınmıştı.

Şimdi o kadar yazdım... Buna ekim füzeleri bunalımı derler. Önümüzü görmek için tarihe bakmalıyız. Bu tarihi olay ile Türkiye'nin ve gürcistan'nın şimdiki durumu arasında bağlantı kuramayan beni msnden eklesin ben birebir anlatayım. Türkiye'nin ordu gücünü kara kuvvetlerinden ibaret sananlar bundan ders çıkarabilir, abd'nin füzelerinin yanında TSK nükleer silah denemelerini gerçekleştirmektedir, yeni savaş araçları yaratmakta patentler almaktadır.                                                                                                  (Yazıda Alıntılar Mevcuttur)

RUSYA NE YAPIYOR ?

Rusya yoklama çekiyor... Batıyı ve abd'yi yokluyor... Türkiye'nin ekim füzeleri bunalımında tehdit edilmediği gerçeği değişmiyor...

İkinci mektupta türkiye'den bahsedilmiyor. 1960'da her ne kadar kötü durumda olsakta, yinede ayakta durabiliyorduk.

İki ülkede savaşı göze alamadı ve ortak nokta bulundu. Yine buluncak... Gürcistan amerika'nın şımarık çocuğunu rolünü oynuyordu (bkz. bir zamanlar batının şımarık çocuğu yunanistan) ama gerçeklerle yüzleşti sanırım artık.



Gürcülere  Kim Yardım Edecek ? 

Son durumda kimse gürcistan için savaşa girmez... Giren yanlış yapar, hata yapar ! Rusya pimi çekilmiş bomba, kimse o bombayı eline almaz ! Özellikle ABD Savaş istemiyor. ABD ordu komutanı son yaptığı açıklamada İran ile savaştan kaçınılmalı diyor kaldı ki rusya'yla neden savaşsın ?

14/8/2007

REZALET ! ! !

Vay vay vay!..

 ecolasan@hurriyet.com.tr

 


ELİMDE İstanbul’da haftalık yayınlanan bir İslamcı dergi var. Seçim sonrasındaki iki ayrı kapağını burada görüyorsunuz. İlkinde Anıtkabir’e kilit vurulmuş ve altı ok, Atatürk’ün mezarından ceset halinde çıkarılıyor.

Bir sonraki kapakta ise altı ok şöyle tanımlanıyor: (Aslında Cumhuriyet rejimine küfrediliyor!)

"Dinsizlik, Halk Düşmanlığı, Fahişelik-İbnelik, Ayyaşlık-Hırsızlık, Batıcılık-Hayvanlık, Vatan Hainliği."

* * *
/_newsimages/3889869.jpg
Derginin Anıtkabir kapaklı sayısında, 19. sayfada bir haber. Bunları sizlerden özür dileyerek aynen veriyorum ki, herkes pisliğin boyutunu görsün. Haberin başlığı:
"Dayılanan pezevenge kurşun yağdı."

"Kayseri’de seks dükkanı açarak Müslüman halkımıza meydan okuyan pezevengin kerhanesi kurşunlandı. Kayserili Müslümanlar bu orospu çocuğunun açtığı seks dükkanına giderek ’Ananın porno filmi var mı, eğer gelirse biz satın alacağız. Ananın donunu da dükkanın girişine as’ dediler.

Şimdi biz laiklerden öğrendiğimiz yöntemlerle para kazamayı öğrenen bu orospu çocuğunun anasının filminin vizyona giriş haberini bekliyoruz.

Müslüman Kayseri halkı bizi yanıltmadı ve pezevengin işyeri kurşunlandı. Onları tebrik ediyoruz.

Gün geçmiyor ki Laik Cumhuriyet’in Allahsız /_newsimages/3889870.jpgve ahlaksız rejiminin pislikleri görülmesin. Cumhuriyet kazanımları!

’İlke ve inkılapların’ oluşturduğu bu manzara karşısında biz intikam yemini ettik.

Tek tek ve topyekun, hesabını bu dünyada görmek üzere Allah’tan memuriyet diliyoruz."

Bu yayınlar (hem de "Müslümanlık" adına) İstanbul’da Valiliğin, Savcılığın, Emniyet ve öteki ilgili makamların gözleri önünde yapılıyor.

Devlet var mı? Var, var!


Emin ÇÖLAŞAN / 14 Ağustos 2007